ZİKİRLER

SIRLARIN SIRLARI

ZİKİRLER

 

Cenab-ı Hakk zikredenleri hidayete erdirir.Nitekim şu ayet-i kerimede “Allahü Teala’yı zikredin sizi hidayete erdirdiği için.” (Bakara:197) buyurulmuştur.

 

Yani zikrinizle ulaştığınız mertebelere kadar sizi hidayete erdirdiği yol gösterdiği için “zikrediniz” Demektir.Bir anlamda da “mertebenize göre zikrediniz” buyurulmaktadır.

 Rasul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve selem efendimiz de zikir konusunda:

 

“Benim ve benden önce gelen nebiler söyledikleri en değerli (zikir) söz “La ilahe illallah”tır.

Buyuruyor.Açık cehri zikir olsun gizli (hafi) zikir olsun her zikrin özel bir mertebesi vardır.Allahü Teala kullarını önce dilin zikrine sonra nefsin zikrine sonra kalbin zikrine sonra ruhun zikrine sonra sırrın zikrine sonra hafi nin zikrine sonra ahfanın zikri ulaştırır.

 

Zikr-i lisan (dilden yapılan zikir) kalbden yapılan gibidir.Çünkü dil kalbin tercümanıdır ve zikretmeyi unutan kalbe bu vazifesini hatırlatır.

 

Zikr-i nefs  (nefsin zikri) harfsiz sessiz yapılan ve yalnız batında içten hiss ve hareketle duyulan zikirdir.

 

Zikr-i kalb (kalbin zikri) celal ve cemal sıfatlarının tecelliyatının kalbin özünde duyulmasını sağlar

 

Zikr-i ruh (ruhun zikri) sıfatların tecellisinden meydana gelen nurların müşahedesini sağlar.

 

Zikr-i Sırr (sırrın zikri) esrar-ı ilahiyye’nin mükaşefesini sağlar.

 

Zikr-i Hafi (gizlinin zikri) makam-ı sıdk ta Zat-ı Ahadiyyetin cemali’nin nurunun muayenesini (kalp ve ruh gözüyle görüp ilahi tecellilere temaşa etmeyi) sağlar.

 

Zikr-i ahfa’l-hafi (Ahfal hafi gizlinin gizlisi nin zikri) ile de Hakk’ın Hakka’l yakinlik hakikatine nazar edebilmek mertebesine erişilir.Bu makama ulaşan Allahü Teala’dan başka bir şey göremez olur.Aşağıdaki ayet-i kerimede buyurulduğu gibi :

 

“O gizli ve en gizli olanları bilir.” (Ta-ha :7)

 

Bu mertebe mertebelerin en yükseği derecelerin ve ilimlerin sonudur.Orada bir başka tür ruhta vardır.Bütün ruhların en latifi olan bu ruh tıfl el-meani (manaların çocuğu) denilen ve bahsedilen kademelerle kulu Allah’a çağıran en latif davetçidir.

 

Bu derece ile ilgili olarak şöyle denilmiştir.”bu makam Allah’ın hass kullarına ihsan ettiği bir makamdır”Mü’min suresi 15.ayet-i kerimede de buna işaret edilmiştir.

 

“Kullarından dilediğine kendi emrinden ruh ilka eder.(üfler)”

 

Bu ruh mertebesine erişen bir arif-i billah kudret alemi ile müşerref olur hakikat sırlarını müşahede eder ve Allah’tan başka hiçbir şeye asla iltifat etmez.

 

Rasul-i Ekrem sallallahu aleyhi ve selem efendimiz bu manada şöyle buyurmuşlardır.

 

“Allahü Teala dünya ehline Ahiret’i haram kılmış Ahiret ehline dünyayı haram kılmış Allah ehline ise ikisinide haram kılmıştır.”

 

Cenab-ı Hakk’a vüsul (ulaşmanın) yolu şeriat-ı Ahmediyye ahkamına sırat-ı müstakim üzere gece-gündüz uymaktır.(İslam şeriatını Kur’an hükümlerini dosdoğru yol üzerinde kesintisiz uygulamaktır

 

Derecelerin sonuna ulaşmak isteyen taliblere de devamlı zikir farzdır.

 

Nitekim ayet-i kerimelerde şöyle buyuruluyor.

 

“… Allah’ı ayakta,otururken,yanlarına uzanık olarak zikredenler….”(Nisa:103-Ali İmran:191)

 

Yani ayakta ikenden murad gündüz otururkenden murad gece yanlarına uzanık ikenden murad ise uyku, darlık, genişlik, sağlık ,hastalık, zenginlik ,fakirlik gibi hallerdir.(Allahu alem)

 

Yorum Yaz